Bedenimize, davranışlarımıza, özelliklerimize bakıyoruz inceliyoruz ama bunların hepsinin asında beynimiz tarafından yönetildiğini de biliyoruz. Bu kitap boyunca biz aslında sadece beynimizin bize hazırladığı yolları keşfetmeye çalışıyoruz. Amacımız bu yollar sayesinde daha tatminkar ve bir bütün olarak hayatımızı daha efektif bir şekilde ilerletebilmek. Beynimizin nasıl çalıştığı, hangi alanının neye yaradığı ve bize neler yaptırdığı gibi derin konuları uzmanlarına bırakarak bu bölümde ben sadece beynimizin sağ ve sol yanlarının farkını ve bu farklılıkların aslında birbirini nasıl tamamladığından bahsetmek istiyorum. Bu sayede hangi tarafını yoğun kullandığımızı, az kullandığımız tarafımızı nasıl geliştirebileceğimizi ve bu farklılıklar sayesinde iş hayatımızdan nasıl daha fazla verim alabileceğimizi göreceğiz.

Hazırsak başlıyorum (söz veriyorum çok fazla teknik bilgiye değinmeyeceğim).

Beynimizin sağ tarafı genellikle görsellerinde de olduğu gibi rengarenktir ve yaratıcılık alanımızı yönetir. Aynı şekilde sol tarafı da biraz daha siyah beyaz olmakla beraber bizlerin analitik ve mantık tarafını yönetmektedir.  Genellikle sağ beyin ve sol beyin birbirlerini destekleyerek çalışmaktadır. Yani, sağ beynimizi kullanarak çizdiğimiz o post modern tablonun satıp satmayacağına sol beyin karar vermektedir.

 

Bireysel ve grup çalışmalarındaki verim arasındaki farktan bahsetmiştik hatırlarsak. Bu fark sağ beyin ve sol beynin ağırlıklı kullanımı ile daha net bir şekilde açıklayabiliriz. Sağ beyin iç dünyamızı rengarenk bir hale getirerek bütün yaratıcılığımızı çalıştırmamıza yarar. Ancak sol beynimiz bu çalışmalarımızı nasıl ve nerede paylaşacağımıza karar verir ve uygulamaya sokar. Sanırım böylece davranışlarımızın bilimsel alt yapısını da anlayabiliriz. Biri diğerini dışlamamakla beraber sağ ve sol beyin genel olarak birbirleri ile bağlantılı çalışmaktadırlar. Sağ ve sol beyini birbirine bağlayan corpus callosum adında bir bağ vardır ve ikisi arasındaki iletişim de bu bağ sayesinde oluşmaktadır. Ancak söz verdiğim üzere çok fazla biyolojik detaya girmeyeceğim ama merak edenlerimiz konuyu araştırabilir. Özellikle bu bağın kopması gibi durumlarda çok enteresan vakalar görülmüştür. Çok saygıdeğer hocam, Türkiye’nin ilk nöropsikoloğu Öget Öktem Tanör’ün konu ile ilgili çok güzel çalışmaları bulunmaktadır.  İlgilenenlere duyurulur.

Konumuza dönecek olursak, sağ beynimiz iç dünyamızı yönetirken sol beynimiz de dış dünyamızı iç dünyamıza uyumlu hale getirme görevini üstlenmiştir. Diğer bir deyişle yapacağımız veya yapmakta olduğumuz işin yaratıcılık kısmı ile sağ beynimiz ilgilenirken, o işin ortaya çıkarılması konusu ile sol beynimiz ilgilenmektedir.

Sağ beyin:

  • Bütünseldir
  • Ayrıntıdan çok büyük resme bakar
  • Yaşantıları anlamlaştırır
  • Duyguları yaşar – içe dönüktür
  • Sözel olmayan işaretleri anlar ve iletir
  • Sezgiseldir
  • Görseldir
  • Özgürdür
  • Yaratıcıdır
  • Sanat ile ilgilenir

 

 

Sol beyin:

  • Sözeldir
  • Mantıklı davranır
  • Düşünceleri cümleler haline getirebilir
  • Gerçekçilidir
  • Dilbilimi geliştirir
  • Düzeni ve kontrolü sever
  • Neden – sonuç ilişkisi geliştirir
  • Detaya önem verir
  • Dışa dönüktür
  • Analiz etmeyi sever
  • Hesaplar ile ilgilenir

 

Bazı noktalarda beynimizin hangi tarafına ağırlık verdiğimiz önem arz etmektedir. Çünkü sağ beynimizi fazlasıyla geliştirmiş ancak bu sırada sol beynimizi biraz boşlamışsak ürettiğimiz bütün fikirler su yüzüne çıkmadan kaybolabilir. Aynı şekilde sol beynimizi çok geliştirmiş ancak sağ beynimizi biraz boşlamışsak yaptığımız işlerde de yaratıcılıktan çok analize yönelme eğiliminde oluruz. Sağ ve sol beynimizin dengeli kullanımının en önemli kısmı da hayatımızda yakaladığımız dengedir. Eğer iki tarafın kullanımı arasında çok fazla fark varsa, misal, sağ veya sol beynimizi diğerine göre çok daha fazla kullanıyorsak duygusal dengemiz bozulmaya başlayabilir. Böylece bu dengesizlik davranışlarımıza yansır ve “kaç veya savaş” tepkileri veya karakterimizin gölge yanlarını göstermemize yol açabilir.

Diğer bir değişle, sağ beynimiz bedenimizi ve beynimizin diğer bölümlerini dinleyerek mutlu, cesur, korkmuş, üzgün, öfkeli veya heyecanlı gibi duygu durum hallerimizi bilir. Sol beynimiz ise sağ beynimizin fark ettiği veya hissettiği bu duygular hakkında konuşmayı, ifade etmeyi tercih eder. Böylece duygularımızın içimizde abartılı şekilde büyültülmesine mani olur. Sağ beynin algıladıklarının paylaşımını sol beyin yaparak içimizdeki duygu patlamalarının dışa vurumunu kontrol altına almaktadır. Böylece sağ beyin ile sol beyin arasındaki iletişim “ay sinirlerim çok bozuk, kusura bakma sana patladım” gibi cümleleri daha az kurmamıza yardımcı olur.

Daha önce de bahsettiğimiz gibi hislerimizi içimizde uzun süre bekletmeden, uygun bir dille karşımızdakine aktardığımız zaman dengemizi korumak için büyük bir adım atmış oluruz. Bu noktada yine önemli olan sağ beynin hissettiği duygularımızı doğru analiz edebilmek ve bunun için kendimize zaman tanımaktır. Belki sinirlendiğimiz konun altında çok başka duygularımız barınıyordur. Sol beynimizin ifadesinde hata yapmaması için sağ beynimiz ile duygularımızı net bir şekilde gözlememiz gerekir.

Görüldüğü üzere farkındalık ile dengemizi sağlamanın önemi biyolojik kanıtlar ile de önümüze sunulmuştur. Bu dengeyi sağlayabilmek yine elimizdedir ama öncelikle fark etmemiz ve doğru analiz etmemiz gerekir.

Sağ beynimiz ile sol beynimizin dengesini kurmanın öneminden oldukça bahsettik. Peki bunu nasıl sağlayabiliriz?

Öneri 1: İçimizde gelişen bir duyguyu fark ettiğimiz zaman (sağ beyin) onu kelimeler ile açıklamaya çalışmak (sol beyin) o an yaşadığımız veya ileride yaşayabileceğimiz kaosu dengeleyebilmektedir.

Öneri 2: Duygularımız içinden çıkılamadık bir hal aldığı zaman bunu kelimeler ile ifade etmekte zorlanırsak eğer bir süre su doku veya bulmaca gibi basit analitik teknikler ile zaman geçirebiliriz.

Öneri 3: Hayatımızın kontrolünü kaybediyor gibi hissettiğimiz zamanlarda yapacaklarımızın bir listesini yazarak planlarımızı düzene sokmamız kaostan çıkmamıza yardımcı olacaktır.

Öneri 4: Finans işleri ile uğraşırken kendimizi sayılar ve listeler arasında boğulmuş hissedersek (tercihen) romantik bir film izleyerek veya roman/hikaye okuyarak görsel ve duygusal alanlarımızı harekete geçirebilir ve dengemizi sağlayabiliriz.

Öneri 5: Dış dünya veya başkalarının işlerinden çok yorulduğumuzu hissettiğimiz zamanlarda kendimize kısa bir süre bile olsa sevdiğimiz bir aktiviteyi tek başımıza yapmak için izin verebiliriz. Böylece iç dünyamız ile iletişimimizi güçlendirerek sağ beyin ile sol beynimizi dengeleyebiliriz.

Önemli olan bir üzerimize gelen veya boğulma hissine sebep olan alanı belirledikten sonra tam tersi olan aktiviteyi yaparak dengemizi sağlayabilmektir. Böylece hem dengemiz sağlanmış olur hem de zararlı olabilecek patlamalarımızı biraz olsun engellemiş olabiliriz.