Endorfin:

Endorfin hormonu aslında bizim hayatta kalmamız için ortaya çıkan bir hormondur. Şöyle ki endorfin aslında fiziksel acı sonrasında ortaya çıkar. Ve amacı da bedene coşku hissini salgılayarak o acıyı daha az duyumsamamıza yardımcı olarak yardım çağrısında bulunabilmemizdir. O yüzden bir yerimizi kestiğimizde veya bir yere sert bir şekilde çarptığımızda veya daha büyük fiziksel travmalarda ilk başta acıyı hissetmeyiz. Daha sonra kanı gördüğümüz zaman yaralandığımızı anlarız. Tamam, daha fazla antipatik örnek vermeden endorfinin tatlı taraflarını anlatmaya devam ediyorum.

Endorfini en çok spor yaptıktan sonra hissederiz. Çünkü bedenimizi yatar veya oturur rahat pozisyonundan kaldırıp belli hareketleri yapmaya zorlarız spor boyunca. Bu da belli kaslarımızın gelişmesine sebep olduğu gibi süreç içerisinde acıya da sebep olmaktadır. Fakat bu acı hayati bir önem taşımadığı için biz yardım aramaktan çok endorfinin vermiş olduğu o keyif ve coşku hissine odaklanırız. “Oh be çok iyi geldi bu koşu” gibi demeçlerde bulunmamızın sebebi endorfin tarafından salgılanan mutluluk hormonudur. Ancak yine her şeyde olduğu gibi buna da alışma sürecimiz vardır. Bizler başımıza gelen her olaya alışmak üzerine programlanmış canlılarız. Çünkü ancak bu sayede hayatta kalabiliyor ve değişimlere ayak uydurabiliyoruz. Bu sebepten dolayı da endorfin salgılayabilmek için spor yapıyorsak eğer her gün aynı antrenman programını takip etmek belli bir süre sonra ona alışmamıza ve endorfin salgısının azalmasına sebep olabilmektedir. Bunun için farklı kas gruplarını çalıştıran egzersizlere yönelmek faydalı olur.

Endorfin uzun süreli salgılanan bir hormon değildir. Çünkü hayatta kalabilmemiz için acıyı da hissedip onu gidermek için bir şeyler yapmamız gerekir. Düşünün ki bacağınız kırıldı ama hissetmiyorsunuz ve yürümeye devam ediyorsunuz. Bir süre sonra bacaktaki kırık bedenimizde başka problemlere de yol açar ve öyle böyle derken çok ciddi sıkıntılar içerisinde bulabiliriz kendimizi. O yüzden müdahale edebilmek için acıyı hissetmemiz gerekir. Ancak acının ilk zamanlarında bu müdahaleyi edebilmemiz için endorfin salgılanır ki durum ile ilgili bir şeyler yapabilelim.

Biliyorum endorfinin nasıl işlediğini ilk öğrendiğim zaman ben de biraz hayal kırıklığına uğramıştım. Oysa benim pembe dünyamda da spora gidiyordum ve rahatlayarak çıkıyordum çünkü vücudum endorfin üretiyordu. Ama işler ne yazık ki o kadar pembe ilerlemiyormuş. Bunun sebebi de biz insanların tasarısından kaynaklanmaktadır. Bizler biyolojik olarak hayatta kalmak üzerine tasarlandık. Yaşamın amacının iyi hissetmek olduğunu ise çok sonradan kendimiz yarattık. O yüzden elimizdeki imkanları değerlendirirken her zaman önceliğin hayatta kalmak üzerine olduğunu bir kenara not etmemiz gerekir. Onların içinden mutluluğu çıkarmak da artık bizlerin kişisel yeteneklerine kalmaktadır.

Endorfin ile alakalı önemli bir hatırlatmada daha bulunmak isterim. Yaşadığımız her acı endorfin yükselmesine sebep olmaz. Sadece fiziksel acılar geçici bir süre müdahale edilene kadar endorfinin etkisinde oluruz. Yani sevgiliden ayrılınca çekilen acı bir endorfin salgısına yol açmamaktadır. O yüzden ihtiyacınız olmadan kendinizi sosyal sıkıntılara sokmayın ki sosyal destek ihtiyacından mahrum kalmayın.

Peki sağlıklı bir şekilde endorfini günlük hayatımıza nasıl katabiliriz?:

  • Gülmek J İç organlarımızın rutini dışındaki hareketlerine sebep olduğu için onları şaşırtır ve yardım arayışına girerken endorfin salgılamamıza yardımcı olur. Ancak bu içten gelen kahkahalarda olmaktadır. Minik tebessümler bu sınıfa girmemektedir.
  • Ağlamak da aynı gülmek gibi endorfin salgılamamıza yardımcı olmaktadır. “oh ağla açılırsın” cümlesi de buradan gelmektedir. Yoğun bir ağlamadan sonra bazen tatlı bir uykuya dalınır veya bir rahatlama hissi gelir. İşte o endorfinin salgılanmasından kaynaklanmaktadır. Ağlamak alışkanlık olmasa da kendine ağlama iznini verme düşüncesini alışkanlıklarınız arasına ekleyebilirsiniz.
  • Egzersiz yapmanın endorfin üzerindeki etkilerinden bahsetmiştik. Yapılan her kas geliştirici ve esnetici hareket vücudumuzun alışık olmadığı hareketler olduğu sürece endorfinin salgılanmasında çok yardımcı olacaktır. Böylece bir süreliğine de olsa o “iyi” hissetme durumunda kalmamıza yardımcı olacaktır. Ancak spor tabi ki sadece endorfin salgılamak için değil sağlıklı yaşam için de rutin olarak yapılması gereken bir egzersizdir.

Özetle kendimize hayati zarar vermeden, normalde çalıştırdığımız kaslarımızın dışındaki kas gruplarını aktive ederek endorfin salgılanmasına yardımcı olabiliriz.